Temizlik Hastalığı Nedeniyle Hayatı Çok Güçleşen Hastanın Öyküsü 1*
Temizlik Hastalığı Nedeniyle Hayatı Çok Güçleşen Hastanın Öyküsü 1*

Bu görüşmede Prof. Dr. Haluk Savaş "temizlik hastalığı" olarak da bilinen "obsesif kompulsif bozukluk" nedeniyle çok ciddi ızdırap çeken bir kadın hastasının şikâyetlerini ve hastalık öyküsünü dinliyor. Görüşme kaydı ve burada yayınlanabilmesi izni hastanın rızası ile alınıyor.

Hasta görüşme boyunca hastalığın kendi ve ailesinin hayatını nasıl kısıtladığını ayrıntılı bir biçimde aktarıyor. Bugüne kadarki tedavi girişimlerinin nasıl başarısızlıkla sonuçlandığına da değiniyor. Oysa obsesif kompulsif bozukluk güçlükler içerse de tedavi edilebilme imkânı olan bir hastalıktır. Görüşmede hekim hastanın nasıl tedavi olacağına ilişkin planı da sunuyor (ilaç tedavisi ve Bilişsel Davranışçı Psikoterapi-BDT)...   

 

Psikiyatrist: Yapacağımız görüşmenin herhangi bir biçimde isminizi ve kimlik bilgilerinizi açık etmeden internet ortamında diğer hastalarımızın da faydalanması için paylaşmamızda bir sakınca var mı?

Hasta: Hayır, hiçbir sakınca yok.

Psikiyatrist: Teşekkür ederim.

Hasta: Rica ederim.

Psikiyatrist: Şimdi o zaman baştan alalım. Bize tam olarak hangi şikâyetlerle geldiniz?

Hasta: Hocam şimdi ben hiçbir şeye dokunamıyorum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Dışarıdan gelen bütün eşyaların her ne olursa olsun kirli ve pis olduğunu düşünüyorum. Mikrop saçtığını ve çevreye yayıldığını düşünüyorum. O eşya eve girerken poşetler kapılara mı değdi, mutfak dolaplarının kapağına mı değdi diye endişe ediyorum. O eşyaları ortaya koyuyorum, evin halılarını topluyorum, her şeyi topluyorum.

Psikiyatrist: Yani pazardan alışveriş yaptığınızda evin halılarını topluyorsunuz. Neden?

Hasta: Evet evet. Halıları önce topluyorum. Çünkü onun üzerinden poşetleri geçiremem.

Psikiyatrist: Yani pazar eşyasıyla mutfağa kadar gidemez misiniz?

Hasta: Gidemem, halıları toplamalıyım. Eğer toplamazsam her seferinde ben o halıları silip yıkamalıyım.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Halıları topladım, ortaya getirdim koydum eşyaları.

Psikiyatrist: Mutfağın ortasına mı koyuyorsunuz?

Hasta: Evet, mutfağın ortasına koyuyorum. Poşetlerin hiçbir şeye değmemesi lazım.

Psikiyatrist: Yani masaya, tezgâha vs. değmeyecek.

Hasta: Kesinlikle değmeyecek çünkü onları da dezenfekte etmek zorunda kalıyorum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Tek tek deterjanla yıkanmak zorunda kalan sebze ve gıdalar!

Hasta: Eşyaları poşetten çıkarıyorum. Musluğun altında tek tek deterjanla yıkıyorum.

Psikiyatrist: Deterjanları yıkıyorsunuz?

Hasta: Her şeyi.

Psikiyatrist: Mesela maydanozu deterjanla mı yıkıyorsunuz?

Hasta: Her şeyi.

Psikiyatrist: Domates, salatalık, patlıcan…

Hasta: Onları geçin; kapalı bisküvi, gofret, çikolatayı da yıkıyorum.

Psikiyatrist: Onların dış kabını mı deterjanla yıkıyorsunuz?

Hasta: Evet. Deterjan, sabun alıyorum mesela onların dış kabını bile yıkıyorum. Marketten gelen her şeyi yıkıyorum, elden geçiriyorum. Onları temiz bir yere koyuyorum, temiz tezgâhın üstüne mesela sonra kurutuyorum. Tek tek temizliyorum, yerleştiriyorum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Sonra poşetleri toplayıp dışarı koyuyorum. O poşetlerin geçtiği ve değdiği yerleri çamaşır suyuyla siliyorum. Ondan sonra mutfak dolaplarının kapağını ve benim değdiğim yerleri siliyorum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta eve gelen gıdaları temizlerken çıplak kalmak zorunda hissediyor! 

Hasta: Tabii bu arada çıplağım hocam.

Psikiyatrist: Evde çıplaksınız…

Hasta: Evet hocam.

Psikiyatrist: Tümüyle mi?

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Yani bütün bu işlemleri yaparken pazardan gelen eşyaları boşaltıp yıkarken çıplak halde bunu yapıyorsunuz.

Hasta: Evet hocam.

Psikiyatrist: O zaman bütün perdeler sıkı sıkıya kapalı, evde kimse yok.

Hasta: Evet kimse yok evde.

Psikiyatrist: Yani siz bu işlemleri yapmak için çıplak olmak zorunda mı hissediyorsunuz?

Hasta: Evet hocam.

Psikiyatrist: Neden?

Hasta: Kirleniyorum ve üstümdeki eşyalar etrafa sürünüyor. Ben diğer yerleri silerken üstümdekiler oraya değmesin orayı da kirletmesin diye üstümü çıkarıyorum. Oraları temiz tutmak için.

Psikiyatrist: Anladım. Yani kıyafetlerin mutfağı kirlettiğini mi düşünüyorsunuz?

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Anladım.

Hasta: Her yeri siliyorum, sonra banyoya giriyorum.

Psikiyatrist: O zaman sizin için alışveriş yaptığınız, pazara gittiğiniz günler evde kimsenin olmaması gerekiyor.

Hasta: Evet hocam.

Psikiyatrist: O zaman evdeki herkesi dışarı çıkarıyorsunuz öyle mi?

Hasta: Evde yoklar zaten. Çarşamba günleri gidiyorum alışverişe. O gün çocuklarım okulda oluyor.

Psikiyatrist: Eşiniz ne yapıyor o gün?

Hasta: Eşim benimle alışverişe geliyor. Pazara koymuyorum kendisini girdirmiyorum oraya.

Psikiyatrist: Pazara giremiyor mu?

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Neden?

Hasta: Oda kirlenir diye. Zaten kirleniyor, benimle birlikte markete giriyor.

Psikiyatrist: Pazara giremiyor ama markete giriyor mu?

Hasta: Evet ama orada da kirlendiğini hissediyorum zaten.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Çünkü sepetlere değiyor, eşyalara değiyor, üstünü başını değdiriyor etrafa. Yani ben görmesem de değdi diye hissediyorum.

Psikiyatrist: Tamam.

Hasta: Geliyor, beni eve bırakıyor. Poşetleri içeriye koyuyor, çıkıyor.

Psikiyatrist: Nereye gidiyor?

Hasta: İşe gidiyor.

Hasta komşularını ziyaretçi olarak kabul etmiyor!

Psikiyatrist: Hıhı. Peki, siz bu işlemleri yaparken bir komşunuz sizi ziyaret ederse ne oluyor?

Hasta: Kimseye açmıyorum kapıyı. Ben kimseyle görüşmüyorum hocam. Hiçbir komşumla görüşmüyorum.

Psikiyatrist: Bu her zaman mı böyle yoksa alışveriş yaptığınız günlerde mi böyle?

Hasta: Hayır her zaman böyle hocam.

Psikiyatrist: Neden?

Hasta: Kapıyı kimseye açmıyorum. Sadece çocuklarım geldiğinde arıyorlar. Anne biz geldik, kapıyı aç diyorlar. Sadece onlara kapıyı açıyorum.

Psikiyatrist: Yani onlar geldiklerini ayrıca sözel olarak ifade ediyorlar öyle mi?

Hasta: Evet. Kapıcıya, komşulara kapıyı açmıyorum çünkü. İnsanlar benimle konuşurken üstüme tükürüklerinin sıçradığını düşünüyorum.

Psikiyatrist: Belirli bir mesafede mi duruyorsunuz?

Hasta: Evet aramızda belli bir mesafe oluyor. Mesela kapıcı benimle konuşurken uzakta durmak zorunda.

Psikiyatrist: Kapıya yaklaşamaz mı yani?

Hasta: Yok yaklaşamaz.

Psikiyatrist: 1-2 metre ileride mi durur?

Hasta: Evet. Açmıyorum zaten kapıyı hocam, çok gerekli durumlarda açmak zorunda kalıyorum. Mesela bir evrak imzalamam gerektiğinde açıyorum.  O da kırk yılın başında oluyor açıkçası. O zamanlarda da adamla görüştüm ve tükürüğü üstüme sıçradı diye tekrar banyoya giriyorum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Ondan sonra eşim işe gittiğinde ben temizliğimi bitiriyorum ama o gün halıları açmıyorum. Eşim gelince kapıda soyunuyor, kıyafetlerini çıkarmasını istiyorum.

Psikiyatrist: Bütünüyle soyunuyor mu?

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: İç çamaşırları da dâhil mi?

Hasta: Evet evet. Soyunmasını istiyorum, sonra banyoya gidiyor adam.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Ondan sonra ben o çamaşırları makinaya atıyorum. Onun geçtiği yerleri siliyorum. Banyodan çıkana kadar bekliyorum, sonrasında da ben banyoya giriyorum. O günü öyle bitiriyoruz.

Psikiyatrist: Her gün böyle temizlikle geçiyor o zaman.

Hasta: Her gün böyle hocam. Artık ben yıldım ve beslenemiyorum da artık.

Psikiyatrist: Biraz da nasıl beslendiğinizi anlatır mısınız? 

Hasta zorunlu olarak hep oruç tutuyor!  

Hasta: Zorunlu olarak oruç tutuyorum hocam.

Psikiyatrist: Neden?

Hasta: Çünkü dolaptan yiyecekleri çıkaramıyorum. Yiyecekleri çıkardığım zaman halıların kirlendiğini, yerlere pislik döküldüğünü düşünüyorum. E sonrasında da oraları baştan temizlemem gerekiyor. Ben de bu kadar işi yapacağıma aç kalırım daha iyi diyorum ve dolaptan bir şeyler çıkarıp yemiyorum.

Psikiyatrist: Bir şeyler yiyemediğiniz için oruç tutuyorsunuz.

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Hemen her gün oruç musunuz?

Hasta: Haftanın 3-4 günü orucum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Çocuklarım sabah giderken kahvaltı hazırlayamıyorum onlara hocam.

Psikiyatrist: Onlar kendileri mi hazırlıyor?

Hasta: Yok, izin vermiyorum hazırlamalarına. Onlar dışarıda yiyor.

Psikiyatrist: Evde kahvaltı yapamıyorlar yani.

Hasta: Yok. Hafta sonları yapıyorlar, onda da halılar toplu oluyor yine.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Her şeyi topluyorum, kaldırıyorum. Ondan sonra dolaptan eşya çıkaracağım zaman altına tabak tutuyorum hocam.

Psikiyatrist: Eşiniz kahvaltı yapabiliyor mu peki?

Hasta: Yok hayır, o da dışarıda yiyor. 

Psikiyatrist: Akşam yemekleri nasıl oluyor?

Hasta: Çocuklar geldikleri zaman paltolarını çıkarıp asarlar. Yine onlarla temas kuramıyorum tabii. İçeriye geçip ellerini yıkarlar, dolaplara falan değmeden. Dışarıdan geldikleri kıyafeti çıkarıp odalarındaki askıya asarlar. Sonra günlük kıyafetlerini giyerler. Çoraplarına kadar çıkarırlar. Dışarının çorabı ayrıdır, içerininki ayrıdır.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Akşam yemekleri açıkçası çıkarabildiğim kadar oluyor. Kafama vura vura yapmaya çalışıyorum. Bazen ağlıyorum, strese giriyorum çünkü yemek yapmak istemiyorum. Yoğurt, süt, peynir ve et bu ürünler beni aşırı rahatsız ediyor.

Psikiyatrist: Yoğurt, süt, peynir ve et. Neden?

Hasta: Köyden geldiğini düşünüyorum. Oradaki insanların tuvalet alışkanlığının olmadığını düşünüyorum. Ellerini pis yerlere mi vurdular, bu ürünleri nasıl yaptılar diye düşünüyorum. Et konusunda o kadar sıkıntı yaşamıyorum ama o zaman da şöyle düşünüyorum: Et evde piştiği zaman mikrobu ölüyor ama bu sefer sıçrama yapıyor. Üstüme sıçradığını veya tüpün kenarına sıçrayıp oradan da tüm mutfağa yayıldığını düşünüyorum. Bir etli yemek yaptığımda o gün sabah saat 4’e kadar temizlik yapıyorum. Sabahın 4’ünde yatıyorum hocam.

Psikiyatrist: Yani o mutfak yeniden elden geçiyor.

Hasta: Evet, tamamen dezenfekte ediyorum. Davlumbazdan tutun da mutfak dolaplarına kadar artık aklınıza ne gelirse hepsini temizliyorum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Eti pişiremiyorum zaten de benim oğlan çok seviyor. Evde etli yemek istiyor. Ben de yapamıyorum yaparsam da sebze yemeklerine yöneliyorum.

Psikiyatrist: Anladım. Bir de günde 4 kez banyo yapıyordunuz galiba.

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Her gün böyle mi?

Hasta: Her gün böyle hocam.

Psikiyatrist: Peki komşularla görüşmüyorum dediniz.

Hasta: Kesinlikle.

Psikiyatrist: Siz onlara ziyarete gidiyor musunuz?

Hasta: Hayır.

Psikiyatrist: Aileden görüştüğünüz kimse var mı peki akrabalarınız falan?

Hasta: Hayır kimseyle görüşmüyorum ve onlarda bu konudan çok şikâyetçiler. Çocuklarım da öyle. Arkadaşlarını eve çağırmalarına izin vermiyorum. Aynı şekilde onlarında arkadaşlarının evine gitmelerine izin vermiyorum. Benden gizli gidiyorlarsa da bilmiyorum artık.

Psikiyatrist: Peki hayatınızı kısıtlayan başka şeyler var mı? Mesela tuvalete nasıl giriyorsunuz?

Hasta: Giremiyorum tuvalete. Banyoyu kullanıyorum onun için. Çünkü her tuvalete girip çıktığımda banyo yapmam lazım.

Psikiyatrist: Yani banyodaki tuvaleti kullanıyorsunuz.

Hasta: Yok hayır, banyoya yapıyorum. Duşa kabinin olduğu yere.

Psikiyatrist: Anladım. Peki, bunun dışında hayatınızı kısıtlayan başka bir şey var mı?

Hasta: Iıı.

Psikiyatrist: Mesela cinsel hayatınızı etkileyen bir şey var mı?

Hasta: Cinsel hayatım sıfır zaten.

Psikiyatrist: Nasıl?

Hasta: Hiçbir şey yaşamıyorum.

Psikiyatrist: Kirlenmek korkusuyla mı?

Hasta: Hayır, ben cinselliği çok seven bir insan değilim zaten. Yani yapım soğuk. Eşim de o konuda bir şey demiyor. Çünkü yaşadığım sıkıntıları görüyor.

Psikiyatrist: Peki bu temizlikle ilgili takıntılardan dolayı etkilendi mi cinsel hayatınız?

Hasta: Bilmiyorum hocam.

Psikiyatrist: Mesela cinsellik size kirli geliyor mu?

Hasta: Yok. Belki şu anda olabilir ama düşünebilirim.

Psikiyatrist: Kirli geldiğini mi düşünebilirsiniz?

Hasta: Evet, kirli olduğunu ve bulaşabileceğini düşünürüm. Bir de kim olursa olsun kimseyle yakın temasa giremem ve dokunamam.

Psikiyatrist: Sarılmak, öpmek vs. rahatsız ediyor mu sizi?

Hasta: Ben çocuklarımı çok seviyorum hocam ama onlara bile dokunamıyorum. Bazen kirli olduklarını düşünüyorum. Yani daha ne diyeyim ki hocam, anlattım her şeyi ve belki anlatamadığım daha çok şey var.

Psikiyatrist: Yani bu hastalık hayatınızın çok geniş bir bölümünü işgal etmiş görünüyor, değil mi?

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Kaç senedir böyle yaşıyorsunuz?

Hasta: 6 senedir.

Psikiyatrist: Peki ilk şikâyetiniz ne zaman başladı?

Hasta: İlk şikâyetim el ayak yıkamayla başladı.

Psikiyatrist: Hıhı. Ne zaman başladı?

Hasta: 6 sene önce ben çok fark edemedim de eşim fark etti. Balkonda falan sürekli kollarımı ve bacaklarımı yıkamaya başladım. Ondan sonra eşyalardan tedirgin olmaya başladım. Sık sık banyo yapmaya başladım. Eve giren eşyalardan huylanmaya başlayınca rahatsızlığım arttı. İşte 6 yıldır cebelleşiyorum bu durumla.

Psikiyatrist: Ailenizde benzer rahatsızlığı olan kimse var mı?

Hasta: Hayır, yok.

Psikiyatrist: Herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığı olan biri var mı?

Hasta: Yok.

Psikiyatrist: Sizin daha önceden yaşadığınız bir psikiyatrik rahatsızlığınız var mı?

Hasta: Yok hocam.

Psikiyatrist: Bu obsesyonlar başlamadan evvel yani 6 yıl önce üzücü bir olay yaşadınız … Hanım? Hastalığı tetikleyecek bir faktör oldu mu?

Hasta: Hocam bu obsesyonlar başlamadan 3-4 sene önce annemi kaybettim ben.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Annemle küstük, barışmadan vefat etti.

Psikiyatrist: Görüşmüyordunuz yani.

Hasta: Görüşüyorduk ama sık değildi.

Psikiyatrist: Peki annenizle küs olmanızın özel bir nedeni var mıydı?

Hasta: Yok. Kız kardeşim çok problemleydi hocam. Benim evime gelip gitmesini istemiyordum, aramız çok iyi değildi. Bana uygun olmayan davranışları vardı. Kendisi duldu, biraz serbest yaşıyordu. Bu da benim pek sevdiğim bir durum değildi. Annem benimle yaşıyordu ve bende kardeşimi evime getirmesini istemiyordum. Annem de bunu yapamadı. Ben de “ya o ya ben” diye tercih yapmasını istedim. Annem kardeşimi seçti. Kardeşim sonradan anneme bakmadı, zaten annem yalnız kaldı. Sonra benim yanıma gelmek istedi ama ben kabul etmedim. Çünkü benim evime geldiğinde yine aynı şeyin yaşanacağını düşünüyordum…

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Annem vefat ettiğinden beri kız kardeşimle görüşmüyorum zaten.

Psikiyatrist: Allah rahmet eylesin.

Hasta: Sağ olun.

Psikiyatrist: Kız kardeşiniz evli mi şu an?

Hasta: Yok değil. Hala o yaşantısına devam ediyor zaten.

Psikiyatrist: Sizin onaylamadığınız bir yaşamı var.

Hasta: Evet, onaylamıyorum.

Psikiyatrist: Görüşmüyorsunuz öyle mi?

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Kaç kardeşsiniz peki?

Hasta: Babam 2 evlilik yaptı. İlk hanımından 5 çocuğu var. Benim annemden ise 2 çocuğu var. Yani anne-baba öz 1 kardeşim var hocam.

Psikiyatrist: Diğer kardeşlerinizle görüşüyor musunuz peki?

Hasta: Görüşüyorum hocam.

Psikiyatrist: Onlarla aranız nasıl?

Hasta: İşte bu hastalığım başlamadan önce görüşüyorduk, birbirimize gidip geliyorduk hocam. Ama uzun zamandır eve hiç kimseyi alamıyorum, ben de gidemiyorum.

Psikiyatrist: Dolayısıyla insanlarla ilişkileriniz kısıtlandı.

Hasta: Bitti hocam.

Psikiyatrist: 6 senedir böyle.

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Gerçekten çok zor bir durum. Peki, telefonla görüşüyor musunuz?

Hasta: Evet telefonla görüşüyorum.

Psikiyatrist: Çocuklarınız ve eşiniz ne düşünüyor rahatsızlığınız hakkında?

Hasta: Üzülüyorlar hocam. Artık kendi yaşamları da kısıtlandığı için bana sıkıntı yaratıyorlar. Mesela temizlik açısından oğlumla kızıma normal gelen şeyler bana çok anormal geliyor. 

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Sürekli ellerini yıkamalarını, banyo yapmalarını, üstlerini değişmelerini istiyorum. Bunları duyunca oğlum çıldırıyor zaten.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Onlar tuvalete girip çıktıklarında sorun yaşıyorum. Üstlerine pisliğin sıçradığını düşüyorum. Gidip ellerini ayaklarını yıkamalarını istiyorum.

Psikiyatrist: Onlar için de büyük bir sorun yani.

Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Peki onların benzer bir rahatsızlığı var mı?

Hasta: Hiçbir şeyleri yok çok şükür hocam.

Psikiyatrist: Peki daha önceden düzenli bir ilaç tedavisi gördünüz mü?

Hasta: 2 yıl boyunca sürekli ilaç kullandım. 2 yıl sonunda ara ara bırakıp başladım.

Psikiyatrist: Kullandığınız sırada klomipramin ve risperidon almışsınız.

Hasta: Evet hocam.

Psikiyatrist: Bir faydasını gördünüz mü?

Hasta: Hayır.

Psikiyatrist: Hiçbir faydası olmadı mı?

Hasta: Yani yerimde saydım gibi geliyor bana. İlerlemedim ama faydası da olmadı.

Psikiyatrist: Peki ciddi bir yan etki oldu mu?

Hasta: Yok.

Psikiyatrist: Kabızlık, ağız kuruluğu, kilo alma…

Hasta: Kilo aldım.

Psikiyatrist: Hıhı, anladım. Peki başka ilaç aldınız mı?

Hasta: Sertralin aldım.

Psikiyatrist: Kaç miligrama kadar çıktınız?

Hasta: İlk sertralin ile başladım zaten ama kaç miligrama kadar çıktığımı hatırlamıyorum hocam.

Psikiyatrist: Başka ne aldınız peki?

Hasta: Fluvoxamine, fluoksetin aldım.

Psikiyatrist: Venlafaksin aldınız mı peki?

Hasta: Hayır.

Psikiyatrist: Moraliniz nasıl?

Hasta: Sürekli bir üzüntü, sıkıntı hali var bende. Neşelenecek şeylere neşelenemiyorum. Çocuklarım için iyi olan bir şeylere bile sevinemiyorum. İçten seviniyorum ama gülümsemeyi veya kahkaha atmayı unuttum.

Psikiyatrist: Evet, üzülüyorsunuz.

Hasta: Normal insanlar gibi olmak istiyorum.

Psikiyatrist:  Hıhı.

Hasta: Gelirken şimdi tramvayla geldim, kimseye dokunamıyorum. Tutacak yerleri tutamıyorum, insanlara dokunamıyorum, onlar bana değdiğinde her tarafımın kirlendiğini, pislendiğini hissediyorum.

Psikiyatrist: Hıhı.

Hasta: Başka insanlar gibi olmak istiyorum. Normal olmak istiyorum hocam.

Psikiyatrist: İnşallah olacak … Hanım.

Hasta: İnşallah.

Psikiyatrist: Şimdi hem ilaç tedavisi uygulayacağız hem de Bilişsel-Davranışçı Terapiyi uygulayacağız. Birlikte alıştırmalar yapacağız ve ciddi bir şekilde üzerinde duracağız.

Hasta: Tamam.

Psikiyatrist: Sizi hayata rahat bir şekilde döndürmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Hasta: Peki hocam.

Psikiyatrist: Umarım başarılı oluruz.

Hasta: İnşallah.

Psikiyatrist: Ben ümitliyim ama yeter ki ilaçlarınızı düzenli kullanın.

Hasta: Tamam hocam.

Psikiyatrist: Ben ilaçlarınızı düzenlemeden evvel eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Hasta: Yok hocam, sadece normal insanlar gibi yaşamak istiyorum.

Psikiyatrist: Şimdi ilaçlarınızı düzenleyeceğim ama terapiye devam etmeniz gerek… Hanım. Yılmadan, sebat ederek tedavinize devam etmeniz gerekli.

Hasta: Peki hocam.


2. Bölüm için Tıklayınız...


*Dikkat bu görüşme notlarının yayınlanması hastanın izni özel ile gerçekleşmektedir. Bu bilgilerin izinsiz bir biçimde başka yerde yayımlanması hem hasta hakları hem de telif hakları açısından sorun teşkil edecektir

 

 

Çok Okunan Hasta Öyküleri
  • Uzun Yıllar Boyunca İntihar Düşüncesi ve Planı Olan Hastayla Görüşme Notları*

  • Cinsel ve Dini Obsesyonları Olan Genç Erkek Takıntı Hastasıyla Görüşme Notları*

  • Bipolar Bozukluk Hastaları Evlenebilir Mi?

  • Kadın Bipolar Hastada Hamilelik, Cinsel Dürtü Artışı ve Aldatma*

  • Uzun Yıllar Tedavisi İyi Gitmiş Bir Hasta İlaçları Bırakırsa Ne Olur?*